Son Dakika Haberler

İspanyol gazeteciden Yunanistan’ın mülteci zulmünü anlatan kitap

Dünyanın en büyük problemlerinden biri düzensiz göç. Daha iyi bir hayat umuduyla savaş ve yokluk içindeki ülkelerini terk edip yollara düşen ...

İspanyol gazeteciden Yunanistan’ın mülteci zulmünü anlatan kitap
Okunma : 6 views Yorum Yap

Dünyanın en büyük problemlerinden biri düzensiz göç.

Daha iyi bir hayat umuduyla savaş ve yokluk içindeki ülkelerini terk edip yollara düşen binlerce insan ya yollarda canından oluyor ya da Yunanistan gibi insanlık onuruna yakışmayan muamelelerin uygulandığı ülkelerdeki kamplarda zor şartlar altında yaşıyor.

Yunanistan’ın göçmenlere zulmü sık sık haberlere konu olurken İspanyol gazeteci Jose Nunez Tena, Yunanistan’ın Yanya şehri yakınlarındaki Katsikas’taki bir mülteci kampında 2016 yılında mültecilerle birlikte geçirdiği 40 günü kitaplaştırdı.

Tena, “Shukran My Friends (Teşekkürler Kardeşim)” adını verdiği kitabınını, mülteci kampında yaşadığı “zorlu günleri” ve kitap yazma sürecini AA’ya anlattı.

“Birikimlerimi paylaşmak istedim”

Mültecilere yardım etmek için gönüllü olarak 2016’da Yunanistan’a giden Tena, düzensiz göçmenlere ve mültecilere yönelik düşüncelerinde iç dünyasını ve bakış açısını değiştiren, burada yaşadığı olayları kaleme alarak, birikimlerini paylaşmak istediğini aktardı.

Tena, mültecilere yemek ve giyecek dağıtmak, sorunları çözmede aracı olmak düşüncesiyle başladığı yolculuğun, istem dışı şekilde çok farklı yerlere gittiğini zor ama aynı zamanda güzelliği de olan bu 40 günün sonunda yol rehberi olabilecek bir kitabın çıktığını ifade etti.

“Nereli olursanız olun, insanlığınızdan utanıyorsunuz”

İspanyol gazeteci, “Mülteciler bezden yapılma, su geçiren çadırlarda bekletiliyordu. Yağmur yağdığında durum tam bir felaketti. Ayrıca ne kadar beklemeleri gerektiği, geleceklerinin ne olacağına ilişkin hiçbir bilgi verilmiyordu.

ifadelerini kullandı.

“En büyük hata bilgi kirliliği ve önyargılar”

“Katsikas kampı benim için tam bir eğitim kursu oldu. Gözlerini açıp ağzını kapattığın bir dünya. Çünkü önyargıları yıkan şeyleri öğrenmeye başlıyorsun.” diyen Tena, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gün ve gün birlikte olduğun insanlarla bir süre sonra sorunlarını da paylaşarak arkadaş oluyorsun. Aradıkları ne? Neden ülkelerini terk ettiler? Bunları sorgulamaya başlıyorsun. Senin dünyan kadar değerli başka bir dünya olduğunun farkına varıyorsun.

Avrupa’daki birçok kişi gibi benim de önyargılarım vardı. Bu önyargılar siyasal, dinsel ve ırkla ilgili sebeplerden. En büyük hata da bilgi kirliliğinin ve önyargıların aynı sepetin içine konulması.

Ama bu kamplara gittiğin vakit öğrenmeye başlıyorsun. Avrupa ve dünyanın geri kalanında çok fazla bilgi kirliliği ve üzerinde oldukça çalışılması ve kırılması gereken önyargılar var.”


“Ben kötülerden kaçıyorum”

Tena, kampta en çok çocuklarla yaptığı sohbetlerden etkilendiğini vurgulayarak, “Ya savaştan ya da DEAŞ’tan kaçanlar vardı. Her insanın hikayesi çok etkileyici ama en vurucuları çocuklarınki. Kampta çok fazla çocuk vardı. Çocukların dünyaları farklı, çok daha saf ve temiz.

neden evlerinden kaçmak ve Avrupa’da yeni bir hayat aramak zorunda olduklarını bilmiyorlardı. Suriyeli 7 yaşındaki bir çocuk, bana (Arkadaşım, ben kötü değilim. Ben kötülerden kaçıyorum) demişti. Aslında bu kamplardaki tüm mültecilerin hissettiği genel duyguydu. Bunu herkesin anlaması lazım.” şeklinde konuştu.

“Avrupalı olmaktan utanma” duygusu

Yunanistan’daki mülteci kampının durumunu, sefaleti gördüğünde bir ara “Avrupalı olmaktan utanma” duygusu yaşadığını aktaran Tena, bunun “siyasi değil, insanlığından utanma anlamında olduğunun” altını çizdi.

“Yunanistan onlar için ne kadar kalacakları belli olmayan bir durak”

Ülkelerindeki savaştan kaçan Suriyeliler için ilk bakışta Yunanistan’a gelmenin anlamının “Hedefimizi gerçekleştirdik. Bundan sonrası sadece sabırla beklemek.” olduğunu söyleyen Tena, bu düşüncenin zamanla nasıl değiştiğini şu sözlerle aktardı:

“Mülteciler Yunanistan’a ilk geldiklerinde (Artık Avrupa’da kalacağım) düşüncesiyle bir iyimserlik hissediyorlardı. Ancak günler, haftalar, aylarca süren bekleyiş, belirsizlik ve kamptaki kötü şartlardan sonra bazıları Türkiye’ye geri dönmek, bazıları da Katsikas’da kalarak son hedefleri Almanya’ya gitmek için dayanmaya devam etmeyi düşünüyordu.

Almanya diyorum çünkü onlar için Avrupa demek Almanya demekti. (İspanya’ya ya da diğer ülkelere gelin) dediğimizde her zaman (Hayır) yanıtını alıyorduk. Yunanistan onlar için sadece bir duraktı ama ne kadar kalacakları belli olmayan bir durak.”

“Önyargıları ancak diyalog kurarak yıkabiliriz”

Tena, “Rusya’ya karşı savaştan kaçan Ukraynalılara hemen evlerini açan Avrupalılar, aynı tavrı, ülkelerindeki savaştan kaçan Suriyeliler için göstermedi. Sence bunun nedeni ne?” şeklindeki bir soruya “Siyasetle, ideolojik ve dinsel önyargılarla çok bağlantılı olduğunu düşünüyorum ama keşke tam cevabını ben de bilsem. Cihatçılık Avrupa’da çok korkutan bir şey. Burada tabi ciddi bir dezenformasyon var. Aslında bazılarının kötü olarak gördüğü insanlar sadece kötülerden kaçanlar. Ama bunu görmek gerekiyor. Bu önyargıları ancak konuşarak, diyalog kurarak yıkabiliriz.” cevabını verdi.

“Hafızamızın olmadığından dolayı da utanç duydum”

Katsikas kampındaki mültecilerin yerinde yarın öbür gün herhangi bir ulustan birilerinin de olabileceğini, şu anda Ukraynalılar gibi gelecekte farklı milletlerin de başka ülkelerin yardımına ihtiyacı olabileceğini dile getiren Tena, “İspanya’dan da örnek verebiliriz. Zira yakın bir zamanda İç Savaş’tan ve diktatörlük döneminden (1936-1975) kaçan İspanyollar göç edip diğer ülkelerden yardım istedi.

Her ülkenin buna benzer bir geçmişi oldu ya da gelecekte olabilir. Yunanistan’da yaşadığım 40 günlük tecrübem bana ne kadar düşük hafızaya sahip olduğumuzu da hatırlattı. Bu yüzden, hafızamızın olmadığından dolayı da utanç duydum.” ifadelerini kullandı.